Mildiyö (Phytophthora infestans) Hastalığı ve Mücadele Yöntemleri
Mildiyö hastalığı, özellikle patates, domates, biber ve patlıcan gibi Solanaceae familyasına ait bitkilerde görülen ve ciddi ürün kayıplarına yol açabilen fungal bir hastalıktır. Hastalığın etmeni Phytophthora infestans olup, özellikle serin ve nemli havalarda hızla yayılır.

Mildiyö Hastalığının Genel Özellikleri
Mildiyö etmeni toprakta ve ölü bitki artıklarında uzun süre canlı kalamaz. Ancak dayanıklı üreme organı olan oosporlar ile hastalık bulaşmaya devam eder.
- İlk belirtiler genellikle ilkbahar ve yaz başlarında patates bitkilerinde görülür.
- Hastalık etmeni, tohumluk patates, şaşırtılacak domates fideleri veya enfekte yumrular ile yeni alanlara taşınabilir.
- Serin ve yağışlı iklim koşulları (16-27 °C) hastalığın hızla gelişmesine yol açar.
- Sporlar yağmur ve sulama suyu ile kolayca taşınarak sağlıklı bitkilere bulaşır.
Uygun koşullarda mildiyö etmeni yaşam döngüsünü sadece 4 gün içinde tamamlayabilir. Bu da hastalığın kısa sürede tarlada salgına dönüşmesine neden olur.
Mildiyö Belirtileri
Yaprak ve Gövde Belirtileri
- İlk olarak yaprak ve gövdelerde su lekesine benzer izler oluşur.
- Bu lekeler hızla büyüyerek kahverengi veya siyaha döner.
- Nemli ortamlarda lezyonların kenarında beyaz küf tabakası görülür.
- Hastalık birkaç gün içinde tüm bitkiyi etkileyebilir.
Yumru Belirtileri
- Yumrularda önce kahverengi veya mor renklenme başlar.
- Daha sonra kuru çürüklük veya ıslak çürüklük görülür.
- Enfeksiyonlar özellikle depolamanın ilk aylarında ortaya çıkar ancak sonraki dönemlerde de gelişmeye devam edebilir.

Mildiyö ile Mücadele
Kültürel Mücadele
- Tarlada ve depolarda çürük ve ezilmiş yumrular temizlenmeli.
- Hastalıktan ari sertifikalı tohumluk yumrular kullanılmalı.
- Yabancı otlarla ve diğer Solanaceae türleriyle mücadele edilmeli.
- Aşırı sulamadan kaçınılmalı, özellikle nemli havalarda sulama dikkatli yapılmalı.
- Havalandırması uygun depolarda yumrular saklanmalı, serbest su oluşmamalı.
- Hastalığa kısmen dayanıklı çeşitler tercih edilmeli.
- Sık dikimden kaçınılmalı, havadar alanlar kullanılmalı.
- Biyolojik mücadele için Bacillus subtilis içeren “Serenade WP” kullanılabilir.
Kimyasal Mücadele
- Zirai Mücadele Teknik Talimatları‘nda önerilen kimyasal ilaçlar kullanılmalıdır.
- İlaçlamalar düzenli aralıklarla yapılmalı.
- Özellikle hastalığın görüldüğü bölgelerde, belirtiler ortaya çıkmadan önce koruyucu ilaçlamalara başlanmalıdır.
Sık Sorulan Sorular (SSS)
Mildiyö hastalığı hangi ürünlerde görülür?
Mildiyö, en çok patates, domates, biber ve patlıcan bitkilerinde görülür.
Mildiyö hangi koşullarda yayılır?
Hastalık, özellikle serin, yağışlı ve nemli havalarda hızlıca yayılır. Sıcak ve kuru havalarda ise gelişimi yavaşlar.
Mildiyöden korunmak için ne yapılmalı?
Hastalığın önlenmesi için sertifikalı tohumluklar kullanılmalı, tarlada çürük yumrular bırakılmamalı ve düzenli ilaçlama yapılmalıdır.
Mildiyö için biyolojik mücadele mümkün mü?
Evet. Bacillus subtilis içeren biyolojik preparatlar mildiyöye karşı kullanılabilir.
Daha fazla bilgi için Hastalıklar yazılarımıza da göz atabilirsiniz.
Mildiyö
Etmenin genel özellikleri :
Phytophthora infestans (Mont.) de Bary fungal bir hastalık etmeni olup, Solanaceae familyasına ait bitkilerde (domates, patates, biber ve patlıcan) geç yanıklık (mildiyö) hastalığına neden olur. Bölgelere göre ilkbahar ve yaz başlagıcında hastalık belirtileri patates bitkilerinde görülmeye başlar. Hastalık etmeni toprakta ve ölü bitki artıklarında canlılığını uzun süre koruyamaz, fakat dayanıklı üreme organı olan oosporları muhafaza edilebilir. Bir alanda epideminin (salgın) başlaması için mikroorganizma patates yumrularında kışı geçirmekte ya da tohumluk patates veya şaşırtılacak domates fideleri ile yeni bir alana tekrar girmelidir veyahutta canlı sporlar yağmurla veya sulama suyu ile taşınmalıdır. Serin, yağışlı havalar (16 – 27 °C) hastalığın gelişmesi için uygun iken, kuru ve sıcak havalar hastalığın gelişmesini engelleyebilir. İnfektelenmiş gövde dokuları hastalık etmenini kuru ve sıcak havalardan korur ve uygun koşullarda hastalık buralardan tekrar gelişir ve büyük epidemilere yol açabilir. Yağmurlu, sisli ve çiğ oluşumu yüksek olan yerlerde hastalık sık olarak karşımıza çıkar. İnfekteli dokular üzerinde fungal etmenin sporları (sporongia) oluşur. Yağmur ya da sulama suları sporları sağlıklı bitkilere taşır ve sporongialar ıslak yaprak ve gövdeleri direkt yada stomalardan infekte ederler. Serin ve nemli koşullarda, sporongia hareketli olan zoosporları da üretebilir ve bu sporlarda bitkileri direkt olarak enfekte edebilir. Fungal etmen yaprak ve gövde de hızla kolonize olur ve infektelen bölge hastalık ilerken nekrotik olur. Lezyonların kenarlarında hastalığın devamını sağlayan yeni sporongialar stomalardan çıkmaya başlar. Uygun koşullar altında hastalık etmeni bir yaşam döngüsünü 4 gün içerisinde tamamlayabilir. Gelişme sezonunda böyle yaşam dögüsü defaatlerce olabilir. Sporongia veya zoosporlar da bitkilerin gelişme sezonlarında ya da hasatta ve depoda patates yumrularını infekte edebilir. Hastalık ile bulaşık yumrular depolanırsa, hastalık direk ya da indirekt olarak yumrulara zarar verebilir. İndirek zararı yumruları diğer yumuşak çürüklük etmenlerine hassaslaştırmasıyla olur. Hastalık etmeninin farklı biyotipleri bulunmakta (A1 ve A2 eşleşme tipleri), bunlar bir araya geldiklerinde dayanıklı üreme organı olan oosporlar oluşmaktadır. Kullanılan hiç bir tiçari çeşit P. infestans’ a yeteri kadar dayanıklılık vermemektedir. Hastalık bir kez ortaya çıktıktan sonrada, kültürel önlemler hastalığın gelişmesini kontrol altına alamaz. Hastalık başlamadan önce yapılan koruyucu kimyasal ilaçlar, ürünün tamamen yok olamsını engelleyen tek bir kontrol metotdur.
Belirtileri:
Suyla ıslanmış gibi lekeler yaprak ve gövdeler üzerinde görülür, hızla genişler ve kahverengiye veya siyaha döner. Nemli koşullar altında beyaz küflü bir yüzey ya da bir halka görünümü yaprak altında lezyonun kenarında görülebilir. Serin ve ıslak koşullarda yanıklık hızla ilerler ve birkaç gün içerisinde tüm bir alanı etkileyebilir. İnfektelen yumrularda ilk önce kahvrengi ile mor bir renklenme görülür, aha sonra ise kahverengimsi bir kuru çürüklük ya da ıslak çürüklük vardır. Yumrularda yanıklık infeksiyonları çoğunlukla depolamanın ilk birkaç ayı içerisinde görülebilir, ama belirtiler depolama süresincede görülmeye devam edebilir.
Mücadelesi:
Kültürel Mücadele:
1. Bahar dikimlerinden önce depolardan ve tarladan çürümüş ya da ezilmiş yumruların temizlenmesi. Tarlada kalan bitki artıklarının temizlenmesi, toprağa gömülmesi ya da hayvanlara yedirilmesi.
2. Sertifikalı, hastalıktan ari yumruların kullanımı. Tohumluk yumrularının yetiştrildiği yerlerde hastalık etmeni görülüyorsa buralardan tohumluk yumru satın alınmamalı.
3. Yabancıotlar ve diğer solanaceus bitkiler ile mücadele edilmeli.
4. Hastalığın yayılmasın azaltacak uygun bir sulama sistemi uygulanmalı. Nemli ve bulutlu havalarda aşırı sulamalardan kaçının.
5. Toprak aşırışekilde nemli ise hasattan kaçının.
6. Uygun havalandırması olan depolarda tohumluk yumrular depolanmalı ve yumrular üzerinde serbest su oluşmundan kaçınılmalı.
7. Mümkün mertebe dayanıklılık gösteren bitkiler tercih edilmeli.
8. Bitkiler sık dikimden sakınmalı, havadar alanlar üretimde kullanılmalı ve havalanması fazla olan alanlar terçıh edilmeli.
9. Erkenci ve geççi çeşitler arasındaki mesafe artırılmalı ya da birbirinden uzak olmalıdır.
10. Biyolojik mücadele olarak “Serenade” WP kullanılmakta olup bakteriyel (Bacillus subtilis) bir etmendir.
Kimyasal Mücadele:
Zirai Mücadele Teknik Talimatlarına göre tavsiye edilen kimyasal ilaçlar aşağıdaki tabloda verilmektedir. İlaçlamalar düzenli aralıklarla yapılmalı, özellikle hastalığın görüldüğü bölgelerde hastalık belirtileri ortaya çıkmadan önce, bitkiler koruyucu ilaçlar ile ilaçlanmalıdır.










